YKS Türkiye Birincisi ile Soru-Cevap

0
15

YKS 2026 Türkiye Birincisi Kimdir ve Bu Başarı Nasıl Geldi?

Üniversiteye hazırlık maratonu, Türkiye’deki milyonlarca lise öğrencisinin hayatının en kritik virajlarından biridir. Yıllar süren emeklerin, geciken uykuların, çözülen binlerce sorunun ve girilen onlarca denemenin sonunda açıklanan sınav sonuçları, Türkiye’nin en başarılı gençlerini unvanlarıyla taçlandırır. Her yıl milyonlarca adayın ter döktüğü Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) zirveye adını yazdıran isimler, sadece birer öğrenci değil; aynı zamanda kendilerinden sonra gelen milyonlarca aday için birer ilham kaynağı olurlar.

2026 YKS sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte tüm Türkiye’nin merak ettiği o devasa soru, internet motorlarında ve sosyal medyada en çok aratılan başlık haline geldi: YKS Türkiye birincisi kim? Bu büyük başarının sahibi, disiplinli çalışmanın, istikrarlı bir hayat tarzının ve doğru stratejilerin ete kemiğe bürünmüş hali olan Şerif Efe oldu. Şerif Efe’nin birincilik kürsüsüne çıkış hikayesi, anlık bir şansın veya son birkaç ayda gösterilen çılgınca bir çabanın değil; uzun yıllara yayılan sistemli bir maratonun ürünüdür.

Şerif Efe, elde ettiği bu gurur dolu dereceyle birlikte yalnızca kendi ailesine ve okuluna değil, tüm Türkiye’deki aday öğrencilere çalışmanın ve inanmanın en somut kanıtını sunmuştur. Birincilik unvanını kazanmak, zekanın tek başına yeterli olmadığını; irade, sabır ve doğru zamanda doğru adımları atma becerisinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. YKS birincisinin kim olduğu sorusu sadece bir isimden ibaret değildir; arkasında yatan yüzlerce saatlik çalışma disiplini, vazgeçmeme iradesi ve hedefe kilitlenme azmidir. Bu başarı, doğru rehberlikle ve mental dayanıklılıkla harmanlandığında en imkansız gibi görünen hedeflerin bile nasıl gerçeğe dönüştüğünün en net kanıtıdır.

YKS Türkiye Birincisi Hangi Liseden Mezun Olmuştur ve Lise Tercihi Nasıl Yapılmıştır?

Başarılı bir akademik kariyerin temelleri, genellikle lise yıllarında atılır. Doğru lise seçimi, öğrencinin akademik altyapısını güçlendirmekle kalmaz; aynı zamanda onu yarışmacı bir kültüre, analitik düşünme becerisine ve güçlü bir sosyal çevreye adapte eder. Türkiye dereceleri çıkaran köklü kurumlar, her zaman adayların odak noktası olmuştur. Peki, 2026 YKS Türkiye birincisi Şerif Efe hangi liseden mezun olmuştu ve bu liseyi tercih ederken nasıl bir süreçten geçmişti?

Şerif Efe, Türkiye’nin en köklü ve başarılı eğitim yuvalarından biri olan İstanbul Kabataş Erkek Lisesi‘nden mezun olmuştur. Kabataş Erkek Lisesi, geçmişten bugüne binlerce başarılı fikir insanı, bürokrat, akademisyen ve sektörel lider yetiştirmiş, tarihi dokusu ve akademik başarılarıyla adı sıklıkla anılan efsanevi bir eğitim kurumudur. Ancak işin en ilginç ve samimi yönü, Şerif Efe’nin bu liseyi tercih ederken bugünkü kadar keskin ve büyük stratejik planlar yapmamış olmasıdır. Lise geçiş sınavlarında (LGS) yaptığı tercihi anlatırken, o dönemin geleneksel bakış açısını şu sözlerle özetlemektedir: Tercih yaparken biraz daha geleneksel bir kafa yapısına sahip olduğunu, “puanımız çöpe gitmesin, emeğimiz boşa harcanmasın” mantığıyla hareket ettiğini belirtmektedir. O dönemde o kadar da büyük, hayatının akışını tamamen değiştireceğini bildiği bilinçli bir stratejik hamle değildir belki de yaptığı; ancak zamanla bu tercihin ne kadar isabetli ve doğru bir karar olduğu ortaya çıkmıştır.

Kabataş Erkek Lisesi’nin koridorlarında geçirdiği yıllar, öğretmenlerinin niteliği, idarecilerin öğrencilere sunduğu vizyoner yaklaşım ve en önemlisi birlikte ter döktüğü pırıl pırıl arkadaş çevreleri, onun başarısında kilit rol oynamıştır. Nitekim benzer başarı hikayeleri incelendiğinde, bu tür köklü liselerin öğrencilere sadece ders anlatmakla kalmadığı, aynı zamanda bir “çalışma kültürü” aşıladığı görülecektir. Şerif Efe, okulundan duyduğu memnuniyeti her fırsatta dile getirirken, çevre faktörünün insanı yukarı çeken en büyük güçlerden biri olduğunu da kanıtlamıştır. Geleneksel bir düşünceyle atılan o ilk lise adımı, yıllar sonra Türkiye’nin en zirvesinde yer alacak bir birinciliğin en sağlam tuğlası haline gelmiştir.

YKS Türkiye Birincisi Nasıl Çalıştı? Çalışma Stratejileri ve Disiplin Anlayışı

“YKS birincisi nasıl çalıştı?” sorusu, her yıl haziran ayının sonuna doğru binlerce adayın rüyalarına giren, cevabı en çok merak edilen konulardan biridir. İnsanlar genellikle birincilerin günde 15-16 saat boyunca hiç ar vermeden ders çalıştığını, sosyal hayatlarını tamamen sıfırladığını ve adeta birer robot gibi test çözdüğünü düşünürler. Ancak gerçeğe yakınlaşmak ve başarılı bir derece elde etmek isteyenlerin anlaması gereken en önemli şey, sürdürülebilir ve akılcı bir çalışma disiplininin varlığıdır.

Şerif Efe’nin çalışma modeline bakıldığında, başarının sırrının son sınıfta yapılan çılgınca patlamalarda değil, 5 yıllık lise maratonunun tamamına yayılan istikrarlı ve düzenli çalışmada yattığı açıkça görülmektedir. Şerif Efe, lisenin başından, hatta hazırlık sınıflarından itibaren dersleri sıkı bir şekilde takip etmiş, eksiklerini biriktirmeden kapatma alışkanlığı edinmiştir. YKS’ye hazırlık sürecini bir sprint (kısa mesafe koşusu) değil, uzun soluklu bir maraton olarak ele almıştır. Maraton koşucuları nasıl ki yarışın ilk kilometresinde tüm enerjilerini tüketip geride kalmıyorlarsa, o da ders çalışırken tempoyu zamana yaymayı bilmiştir.

  1. sınıfa gelindiğinde “Artık günde 18 saat masadan kalkmam gerekiyor” psikolojisine girmek yerine, geçmiş yıllarda inşa ettiği sağlam altyapının ekmeğini yemiştir. Bu durum, ona son sınıfta aşırı yıpranmadan, mental sağlığını koruyarak ve paniğe kapılmadan ilerleme opsiyonu sunmuştur. Günlük çalışma rutinlerinde kaliteli çalışmaya odaklanmış, saatlerce masada boş boş oturmaktansa masaya oturduğu her dakikanın hakkını vermiştir. Konu eksiklerini anında tespit edip üzerine gitmiş, çözemediği soruların üzerine hırsla değil mantıkla giderek öğrenme odaklı bir yaklaşım benimsemiştir. Özetle; Şerif Efe’nin çalışma stratejisi, günü kurtarmaya yönelik ezberci bir sistem değil, bilgiyi sindiren, analitik düşünceyi geliştiren ve uzun vadeli hafızaya kazıyan profesyonel bir zihin disiplinidir.

YKS Birincisi Telefon Kullandı mı? Sosyal Medya ve Dijital Yaşam Denge Stratejisi

Günümüzün dijital çağında üniversiteye hazırlanan bir gencin önündeki en büyük çeldirici şüphesiz akıllı telefonlar, sosyal medya platformları ve dijital dünyadaki sonsuz akıştır (shortslER, reels videoları vb.). Adaylar arasında yaygın olan yanlış bir inanış, derece yapmak isteyen birinin cep telefonunu tamamen çöpe atması, interneti kesmesi ve dünyayla tüm iletişimini koparması gerektiği yönündedir. Peki, 2026 YKS birincisi Şerif Efe bu dijital ikilem karşısında nasıl bir yol izlemiştir? Telefon kullanmış mıdır? Sosyal medyayı tamamen hayatından çıkarmış mıdır?

Şerif Efe, bu konuya son derece gerçekçi, net ve dengeli bir yaklaşım getirmektedir. Sınava hazırlanırken telefon kullandığını, hayatından teknolojiyi tamamen soyutlamanın hiçbir mantıklı gerekçesi olmadığını açıkça ifade etmektedir. Ona göre öğrencilerin kendilerini dünyadan tamamen izole etmelerine kesinlikle gerek yoktur. Elbette akşama kadar sosyal medya akışlarında kaybolmak, saatlerce shorts veya reels kaydırmak yıkıcı bir zaman kaybıdır ve başarıyı engeller; ancak telefonla olan bağı tamamen koparmak da şart değildir. Hatta çevresinde Kabataş Erkek Lisesi gibi yüksek başarı oranına sahip kurumlardan mezun olan ve derece yapan pek çok arkadaşının da akıllı telefon kullandığını, bu durumun doğru yönetildiğinde hiçbir engel teşkil etmediğini vurgulamaktadır.

Sosyal medya tarafında ise oldukça ilginç bir detay göze çarpmaktadır: Şerif Efe’nin sınavdan önce aktif bir Instagram hesabı dahi bulunmamaktadır. Ancak bu durum bilinçli bir “sosyal medya detoksu” politikasından ziyade, o ana kadar hesap açmaya fırsat bulamamasından veya gerek duymamasından kaynaklanmıştır. Yani “Instagram’ı kapatacağım” diye özel bir çaba sarf etmemiş, hayatının odağına dersleri ve projeleri koyduğu için dijital platformlar onun için hayatsal bir öncelik taşımamıştır. Buradan çıkarılacak en büyük ders şudur: Başarıyı getiren şey telefonu yasaklamak değil, teknolojiyi bir dikkat dağıtıcı değil, gerektiğinde bilgiye ulaşma aracı veya kontrollü bir dinlenme molası olarak görebilmektir. Öz kontrolü sağlayan bir öğrenci için telefon öcü değil, sadece hayatın olağan bir aletidir.

YKS Türkiye Birincisinin Ağladığı Oldu mu? Kötü Deneme Sonuçlarıyla Başa Çıkma Yöntemi

YKS hazırlık süreci, fiziksel olduğu kadar yoğun duygusal dalgalanmaların ve stresin yaşandığı psikolojik bir savaştır. Yıl boyunca çözülen yüzlerce deneme sınavında netlerin bazen yukarı fırlaması, bazen de beklenmedik bir şekilde çakılması son derece normaldir. Adaylar genellikle düşük gelen bir deneme sonucunun ardından büyük bir yıkım yaşar, gözyaşı döker ve “Ben bu sınavı kazanamayacağım” korkusuyla özgüven kaybına uğrarlar. Peki, Türkiye birincisi olan Şerif Efe bu duygusal fırtınaların hiçbirini yaşamadı mı? Hiç ağlamadı mı?

Şerif Efe’nin bu soruya verdiği samimi yanıt, derece öğrencilerinin mental dayanıklılığı hakkında çok önemli ipuçları vermektedir: Sınava hazırlanırken elbette kötü gelen deneme sonuçları olmuştur. Netlerin düştüğü, istediklerini tam olarak yansıtamadığı dönemler yaşanmıştır; ancak hiçbir zaman ağlamadığını belirtmektedir. Bu durum, onun duygusuz veya hırssız olduğunu değil, tam aksine sürece profesyonel ve rasyonel bir gözle baktığını gösterir.

Kötü gelen bir deneme sınavı, birinciler için bir gözyaşı sebebi değil, aksine “Nerede hata yaptım?” sorusunun sorulduğu analitik bir fırsattır. Şerif Efe, başarısızlıkları kişisel bir trajedi olarak değil, hedefe giden yolda aşılması gereken matematiksel ve mantıksal bulmacalar olarak görmüştür. Duygusal dalgalanmalara kapılıp günlerce moral bozmak yerine, yanlış yaptığı soruların üzerine gitmiş, eksiklerini tespit etmiş ve bir sonraki denemeye odaklanmıştır. Sınav psikolojisini yönetebilmek, panik anında soğukkanlılığı koruyabilmek ve hatalardan ders çıkarabilmek işte tam olarak bu zihinsel olgunluktan geçer. Ağlamak veya umutsuzluğa kapılmak yerine enerjisini tamamen çalışmaya ve strateji geliştirmeye aktaran bir öğrencinin zirveye çıkması kaçınılmaz bir sondur.

YKS Birincisi Arkadaşlarıyla Vakit Geçirebildi mi? Sosyal Hayat ve Ders Dengesi

Öğrencilerin ve velilerin en çok merak ettiği konulardan biri de sosyal hayattır. “YKS kazanan biri hiç dışarı çıkmaz, odasına kapanır, arkadaşlarıyla görüşmez, kahve içmeye gitmez” algısı toplumda oldukça yaygındır. Ancak günümüz eğitim bilimleri ve başarılı adayların deneyimleri, bu katı kuralın hem yanlış hem de sürdürülemez olduğunu kanıtlamaktadır. Sosyal hayatı tamamen sıfırlamak bir süre sonra tükenmişliğe (burnout) yol açarak performansı olumsuz etkiler. Peki, Şerif Efe bu dengeyi nasıl kurmuştur? Arkadaşlarıyla vakit geçirebilmiş midir?

Şerif Efe’nin bu soruya verdiği yanıt, onun uzun vadeli çalışma stratejisinin en büyük kanıtıdır. Süreci 5 yıllık bir lise tabanına yaydığı için 12. sınıfa geldiğinde diğer öğrencilere kıyasla çok daha rahat bir psikolojik ve zamansal opsiyona sahip olduğunu belirtmektedir. 12. sınıfta “günde 14 saat ders çalışacağım, kimseyle görüşmeyeceğim” şeklinde radikal ve insan doğasına aykırı kararlar almak zorunda kalmamıştır. Çünkü temeli sağlam olduğu için son yılda tempoyu rasyonel bir seviyede tutabilmiştir.

Bu durum ona, gün içerisinde veya haftalık periyotlarda arkadaşlarıyla vakit geçirme, biraz sosyalleşme, kafasını dağıtma ve “bugün de 2 saat şurada şunu yapayım” diyebileceği esneklik opsiyonları sunmuştur. Sosyal hayatı tamamen bitirmek yerine, kalitesini artırmış; arkadaşlarıyla olan buluşmalarını odağı dağıtacak şekilde değil, zihnini dinlendirecek ve motivasyonunu tazeleyecek sağlıklı molalar olarak tasarlamıştır. Sınav senesinde başarılı olmak için dünyayla tüm bağları koparmak gerekmez; aksine doğru planlanmış sosyal molalar, öğrencinin uzun soluklu maratonda mental olarak taze kalmasını sağlayan en güçlü yakıttır.

YKS Birincisinin Güney Kutbu Macerası: TÜBİTAK Kutup Araştırmaları ve Antarktika Bilim Seferi

YKS birincisi denildiğinde insanların gözünde genellikle sadece masabaşında sürekli test çözen, dış dünyayla ilişiği kesilmiş tek boyutlu bir profil canlanır. Ancak 2026 YKS birincisi Şerif Efe, bu klişe kalıpları tamamen yıkan, bilimin sadece kitaplarda değil, hayatın ve dünyanın en uç noktalarında da deneyimlenebileceğini kanıtlayan olağanüstü bir özgeçmişe sahiptir. Onun hikayesindeki en büyüleyici detaylardan biri, Güney Kutbu’na kadar uzanan bilimsel macera ve TÜBİTAK başarılarıdır.

Şerif Efe, lise yıllarında sadece YKS müfredatıyla sınırlı kalmamış, aynı zamanda bilimsel araştırmalara ve projelere de büyük bir tutkuyla bağlanmıştır. Geçtiğimiz yıllarda okulundan arkadaşları Elif Sena Şahin ve Kayra Ege Altun ile birlikte TÜBİTAK’ın düzenlediği 2204-C Kutup Araştırmaları Proje Yarışması‘na katılmışlardır. Geliştirdikleri proje, insansız hava aracı (İHA) kullanarak meteorolojik ölçümler yapmak ve bu ölçümleri bilgisayar ortamında analiz etmek üzerine kuruludur. Bu süreçte tamamen kendi geliştirdikleri “Milli Kutup Veri Analiz Programı” adını verdikleri özel bir yazılımı hayata geçirmişler ve bu özgün projeyle yarışmada birincilik elde etmişlerdir.

Bu büyük başarının ardından TÜBİTAK tarafından seçilerek 9. Ulusal Antarktika Bilim Seferi‘ne katılma hakkı kazanmışlardır. Yolculuğun kendisi bile adeta macera filmlerini aratmayacak kadar uzundur: İstanbul’dan kalkıp Sao Paulo’ya, oradan Santiago’ya, oradan Şili’nin en güneyindeki Punta Arenas’a ve nihayet özel bir uçakla Antarktika’daki King George Adası’na varan, aktarmalarla birlikte yaklaşık 30 saati bulan devasa bir seyahat gerçekleştirmişlerdir. Antarktika’da belgesellerde gördüğü penguenleri canlı olarak gözlemlemiş, hatta biyoloji derslerinde gördüğü “düzenli dağılım” ilkesinin doğadaki gerçek yansımalarını dağlardaki penguen kolonilerinde birebir inceleme fırsatı bulmuştur. Bu bilimsel vizyon, onun sadece sınav çözen bir öğrenci olmadığını, aynı zamanda üreten, sorgulayan ve geleceğin teknoloji liderlerinden biri olmaya aday uluslararası düzeyde bir genç olduğunu kanıtlamaktadır.

YKS Birincisi Hangi Bölümü ve Mesleği Seçecek? Gelecek Hedefleri Nelerdir?

YKS’de Türkiye birincisi olan bir öğrencinin hangi üniversiteyi ve hangi bölümü tercih edeceği, eğitim camiasında her zaman büyük bir merak uyandırır. Geleneksel olarak Türkiye birincilerinin büyük bir kısmının tıp veya bilgisayar mühendisliği gibi popüler alanlara yöneldiği bilinmektedir. Peki, 2026 yılının birincisi Şerif Efe tercihini hangi alandan yana kullanmıştır? Gelecekteki kariyer planları ve hayalleri nelerdir?

Şerif Efe, bu soruya net ve kararlı bir yanıt vererek Endüstri Mühendisliği bölümünü seçeceğini belirtmektedir. Mühendislik disiplini ile işletme/yönetim vizyonunu harmanlayan endüstri mühendisliği, onun analitik zekası ve proje geliştirme kabiliyetleriyle kusursuz bir uyum göstermektedir. İlerleyen kariyer hedefinde ise sade bir mühendis olmaktan öte, küresel ölçekte hizmet veren büyük strateji ve yönetim danışmanlığı firmalarında çalışmak yer almaktadır.

Yönetim danışmanlığı; dünyanın en büyük şirketlerine stratejik kararlar alma konusunda rehberlik eden, operasyonel süreçleri optimize eden ve üst düzey yöneticilere (CEO’lara) danışmanlık hizmeti sunan son derece prestijli ve entelektüel bir sektördür. Lise döneminde geliştirdiği yazılımlar, TÜBİTAK projeleri, Antarktika bilim seferindeki liderlik ve koordinasyon deneyimleri, onun bu vizyoner hedefine ne kadar hazır olduğunun açık bir göstergesidir. Sadece bir meslek sahibi olmak değil, küresel çapta stratejik kararlar alan ve sistemler kuran bir lider olmayı hedefleyen Şerif Efe, seçtiği bu yolla Türkiye’nin gelecekteki teknoloji ve iş dünyası liderleri arasında adını altın harflerle yazdırmaya hazırlanmaktadır.

5 Saniyede Her Şey Değişebilir: Birincilik ve Sınav Şansı Faktörü

YKS gibi milyonlarca adayın katıldığı merkezi bir sınavda, ilk 100’e giren hatta ilk bine giren bütün öğrencilerin akademik bilgi seviyeleri aşağı yukarı aynıdır. Hepside konuları bitirmiş, binlerce soru çözmüş, denemelerde dereceler yapmıştır. Peki o zaman ilk 100 içerisinden kimin birinci olacağını belirleyen şey nedir? Bilgi mi, yoksa o anki şartlar mı? Şerif Efe bu soruya son derece mütevazı, gerçekçi ve felsefi bir yaklaşım getirmektedir.

Ona göre YKS birinciliği tamamen bir nasip ve anlık sınav şansı meselesidir. İlk 100 içindeki herkesin birinci olabilecek potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Şerif Efe, kendi birinciliği ile arkasındaki sıralamalar arasındaki farkın ne kadar küçük nüanslara dayandığını şu çarpıcı örnekle açıklamaktadır: 50. olan öğrenciyle arasındaki tek fark sınav günü yapılan bir yanlıştır; 30. olanla arasındaki fark belki 1-2 yanlıştır. Hatta sınav anında iki seçenek arasında kararsız kalıp yanlış şıkkı işaretleseydi belki de bugün birinci olamayacağını, bu durumun tamamen o anki odaklanma ve şans dengesiyle ilgili olduğunu itiraf etmektedir.

Bu yüzden “Sınava tekrar girsem yine birinci olurum” gibi bir kibir taşımadığını, hatta “Neyse ki bir daha girmeyeceğim” diyerek bu zorlu maratonu geride bırakmanın rahatlığını yaşadığını belirtmektedir. Bu yaklaşım, gerçek bir başarının arkasında yatan en büyük erdemin mütevazılık olduğunu gözler önüne sermektedir. Sınav anındaki stres yönetimi, o günki fiziksel zindelik, ufak bir dikkatsizlik anı veya şans faktörü, binlerce saatlik emeğin sonucunu belirleyen kritik eşiklerdir. Şerif Efe, bu gerçeğin bilincinde olarak başarısını sadece kendi zekasına değil, o günkü koşulların ve yıllar süren emeğin birleştiği doğru noktaya borçlu olduğunu bilmektedir.

Diğer Adaylara Altın Değerinde Tavsiyeler: Gereksiz Detaylardan Kaçınma ve Çalışma Felsefesi

Gelecek yıllarda YKS’ye hazırlanacak olan milyonlarca aday için Türkiye birincisinin verdiği tavsiyeler, kulak verilmesi gereken en değerli rehber niteliğindedir. Piyasada dolaşan binlerce kulaktan dolma bilgi, kafa karıştırıcı kaynak önerileri ve gereksiz detaylar, öğrencilerin asıl odaklanmaları gereken noktadan uzaklaşmalarına neden olur. Şerif Efe, adaylara tek ve en net tavsiyesini şu kelimelerle özetlemektedir: “Çalışmayı tavsiye ediyorum, başka hiçbir tavsiyem yok.”

Bu sade ama bir o kadar derin cümlenin gerisinde çok büyük bir gerçek yatmaktadır: Öğrenciler genellikle “Hangi kalemi almalıyım?”, “Hangi hocayı dinlemeliyim?”, “Günde kaç saat uyumalıyım?” gibi detaylarda boğulurken, asıl yapmaları gereken şey olan çalışma eylemini unutmaktadırlar. Zamanı gereksiz detaylarla harcamak, başarının en büyük düşmanıdır. Bu duruma örnek olarak kendi hazırlık sürecinden çok net bir anı paylaşmaktadır: MSÜ (Milli Savunma Üniversitesi) sınavından önce, pek çok adayın elinde tarih, coğrafya, felsefe kitaplarıyla koşturduğunu, bitirdikçe yeni kitaplar bitirme yarışına girdiğini gözlemlemiştir. Ona göre ise bu tür son dakika yığılmaları ve gereksiz detay kaynaklar pek de mantıklı değildir. Kendisi MSÜ’den önce MEBİ’nin (Milli Eğitim Bakanlığı Bilişim Sistemi) hazırladığı resmi konu tekrarlarını indirmiş, sadece iki tur onları okuyarak sınava girmiştir.

Bu örnek, doğru kaynağa, doğru materyale ve en önemlisi temel konulara odaklanmanın ne kadar hayati olduğunu göstermektedir. Piyasadaki her kitabı bitirmek bir başarı kriteri değildir; önemli olan MEB müfredatına hakim olmak, ÖSYM’nin mantığını kavramak ve bilgiyi pratik yapmaktır. Geleceğin adaylarına iletilen en net mesaj şudur: Safçasına ve inatla çalışmaktan asla vazgeçmeyin; enerjinizi magazinsel detaylara değil, doğrudan eksiklerinizi kapatmaya ve soru çözmeye harcayın. Zirveye giden yolun kalbi işte bu sade, kararlı ve odaklanmış çalışma felsefesinden geçmektedir.

youtube-345 yayınları videosundan alınmıştır Şerif Efeyi tebrik ederiz

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz